Moşe’nin Yarden’in ötesinde, çölde, Arava’da, Suf’un karşısında, Paran ile Tofel, Lavan, Hatserot ve Di-Zahav arasında bütün İsrael’e söylediği sözler bunlardır.
Dönüp yola çıkın; Amorilerin dağlık bölgesine ve bütün komşularına, Arava’ya, dağlık bölgeye, Şefela’ya, Negev’e, deniz kıyısına, Kenaanlıların ülkesine ve Levanon’a, büyük nehre, Perat Nehri’ne kadar gidin.
Bakın, ülkeyi önünüze koydum. Adonay’ın atalarınız Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a, kendilerine ve arkalarından gelecek soylarına vermeye yemin ettiği ülkeye girin ve onu ele geçirin.’
Kabilelerinizin başlarını, bilge ve tanınmış adamları alıp üzerinize başlar atadım: Kabileleriniz için binliklerin, yüzlüklerin, elliliklerin ve onlukların başlarını ve görevlileri.
O sırada yargıçlarınıza şöyle buyurdum: ‘Kardeşlerinizin arasındaki davaları dinleyin. Bir adamla kardeşi ya da aranızdaki yabancı arasında adaletle hükmedin.
Yargılarken kimseyi kayırmayın; küçüğü de büyüğü de dinleyin. Hiç kimseden korkmayın, çünkü yargı Tanrı’ya aittir. Size güç gelen davayı bana getirin, ben dinleyeyim.’
Tanrımız Adonay’ın bize buyurduğu gibi Horev’den yola çıktık. Gördüğünüz o büyük ve korkunç çölün tamamını Amorilerin dağlık bölgesine giden yoldan geçip Kadeş-Barnea’ya geldik.
Hepiniz bana yaklaşıp, ‘Önümüzden adamlar gönderelim. Bizim için ülkeyi araştırsınlar; çıkacağımız yol ve gireceğimiz şehirler hakkında bize haber getirsinler’ dediniz.
Nereye çıkıyoruz? Kardeşlerimiz, “Halk bizden daha büyük ve daha uzun boylu; şehirler büyük, surları göğe uzanıyor. Orada Anaklıların oğullarını da gördük” diyerek yüreğimizi erittiler.’
Bana şöyle cevap verdiniz: ‘Adonay’a karşı günah işledik. Tanrımız Adonay’ın bize buyurduğu her şeye uygun olarak çıkıp savaşacağız.’ Her biriniz savaş silahlarını kuşandı ve dağa çıkmayı kolay sandınız.